lettuce nedir ? bildiin marul. bunun çeşitleri vardır. kıvırcık. aysberg. mor. beyaz. salataya ilave ederler. içine çiğköfte koyarlar. hatta lahmacuna nane maydanoz yetiştiremeyen kıtipiyozlar iki dal marul koyarlar tabaan kenarına, hiç sevmem. her koca götin diyet tabağında hıyarın hemen yanıbaşında arzıendam eden pespaye marul nebaatından mümkün olduğunca kaçınmak lazım. misal, yezidiler asla marul yemezmiş.  

marul hakkında çelişik malumat var: bir duyuma göre antihidrolik tesir yaratıp erkek kısmını elden ayaktan düşürüyor, neredeyse iğdiş ediyor ki diyet yapan heriflerde vaziyet aynen beyledir, yağları eriticem dei taşakdan oluverirler. diğer bir duyuma göre ise marul son derece etkili bir afrodizyak olup işbu minvalde eski mısır' da kütür kütür yenmektedir. aceba bunlardan hangisi doğrudur ?

lettuce adını kadim latin dilinde mevcut "süt" kelimesinden alıyor; bunu dalından koparanda oradan epey bir süt geldiğini gördüklerinden olacak beyle bir isim seçmişler. zurnanın zütürtediği yer işte tam burası. naha bu süt o kadar da masum bir süt değildir. wiki' den öğrendiğim kadarila lactuarium deniliyor. marulun sapı kesilende sütünü salıyor. bunun terkibi nedir dei kimyevi sorgulandığında zehirli olduğu, fekat tüketilmesi halinde güzel bir kafa temin ettiği, afyona benzer sakinleştirici ve ağrı kesici hususiyetleri bulunduğu bilimsel olarak tesbit ediliyor. marul yiyende adamın tezden morpheus uykusunu getiriyor, ki bunu tecrübe etmek mümkündür. marul kafası meğer afyon kafası imiş erenler. hatta marulun latex tabiatındaki sütü aynen afyon sakızı gibi donuyor ve bu halile nargilede, pipoda, cigarada içilebilir hale geliyor. yuh bu kadar da olmaz diyenlere wiki' den bir kapak kapatalım gitsin anass: http://en.wikipedia.org/wiki/Lactucarium

işin burasında bilimsel ibneliği bir kenara bırakarak diyebiliriz ki, madem ki marulun sütü afyon tesirindedir, bu durumda az ve seyrek tüketilmesi afrodizyak tesir eder, fekat ölçüyü kaçıp sabah akşam ekseri salatasını yiyende o zaman yumru taşak büzülür komple hidrolik işlemez hale gelip yek sermaye nefsi anda mıymıntıya bağlarsın allah muhafaza.

yazının burasında heyecana kapılıp kalk lan marketten marul alıp tüttürelim diyen akıldan noksan çıkabilir. aynı hesap, 970' lerde hippieler arasında pek yaygın imiş marul tüketimi. satıcının biri günde 1500 $' dan aşağı satmıyordum, hey gidi günler diyor hatta. tarihimaarul' a şeyle bir göz atanda ise: ibni sina meşhur kaanun kitabına anestezi maksadila marul tohumu kullanılır diye yazmış. eski mısır' da ilaç niyetine kullanılan, bilhassa vahşi maruldan mamül marul afyonu lactuarium 1916 yılında amerikan resmi ecza listesine dahil edilmiş, öksürük şurupları terkibinde kullanılmış. marul konusunu şu sıralar pek çalışan olmamış. şu sitede yazılana bakılırsa piyasada mevcut tafsilatı yerinde son makale 1976 tarihlidir. 1981 yılında science dergisi marulda milyonda 2 ila 10 birim civarında morfin vardır diye yazmış, fekat tedavi gayesile kullanılacak morfin dozajının ancak binde 0.5 ila 50 birim yane marulda görülen miktarın milyon katı olması gerektiğini ayrica vurgulamış. 1998 yılında üç kafadar
maruldan bir mix yapıp bunu damardan enjekte etmişler ve üç gün boyunca envai ızdıraptan epey muzdarip olmuşlar. 2003 yılında fransız menşeli bir tıp dergisi burundan eroin çeken 23 yaşında bir müptezelin internet vasıtasile edindiği vahşi marul yapraklarından üretilen macunu ziftlenende kafasının güzelleştiğini yazmış. aynı makale 22 yaşında faslı bir kadının vahşi marul sapı yeyip komaya girdiğini, bilahare öldüğünü de ilave etmiş.

amcık yapraklarila marul nebaatı birinin canını almış dei söylesen kimse inanmaz. fekat işin doğrusu bu. demek ki marulu hafife almayacaksın. ulan bunun kafası gelmiyor, az daha mı şeyetsek deip dibine abanırsan işin ucunda cartayı çekmek de var, dikkat etmek lazım.


 
sinir / inan6666 07/03/2009
 

Sabah sabah yine sinire kestim. Masamda bir sarı zarf. Bilmemne askerlik şubesinden. Yaptığımız incelemeye göre yedeklik kaydınızı yaptırmadığınız tesbit edilmiş olup şu kadar gün içerisinde bu işlemi neden yaptırmadığınızı, ne gibi bir kaza ölüm ve sair sebebiyle ise onun da resmi evrakını iliştirip derhal şubemize bizzat bildirmenizi veya posta yolu ile göndermenizi rica ederiz. Pes artık. Ne vazifeymiş, bitmek bilmedi. Tam da 30 haziran sivil sikertmesi ertesinde içimde askere, askerliğe ilişkin ufaktan sevgi tezahürleri, şefkat belirtileri teşhis etmiş iken şu rezalete bak. Şeytan diyor şimdi aynı zarfa sikeyim silsileni yaz 3110’ a gönder bitsin bu iş (silsile askerlikte en öneml i şeylerden biri olup sıra demektir, uygulaması da “it ite it de kuyruğuna buyurur” misali emir komuta zinciri ile yapılır, sistem düzden tersten ayni biçimde işler, diyelim sen götten askersin onbaşı bile değilsin, bu durumda meselen ne ise onu önce çavuşuna danışırsın o da kıdemli bir çavuş varsa ona danışır, asansör beyle beyle assubay çavuş takım komutanı birlik komutanı oradan yokuş yukarı yola düz devam ederek genelkurmay başkanına kadar gider, sonuçta bulutların arasından görebildiğin koskoca bir dağın sadece eteğidir, helbet bunun bir de zirvesi vardır onu çıplak gözle olağan koşullarda görmek, o koşullarda nefes alıp yaşamak mümkün değildir, şimdi gazetede televizyonda filan askere atıp tutan o yavşakları bizim takım çavuşunun önüne atsam saniyesinde korku ve saygıdan donlarına doldururlar, daha silsilenin ilk halkasında sıfıra sıfır bitiverirler, henüz askerlik yapmamış bir kısım yazıya yaban kalmasın silsile küfrünün neye işaret ettiğini anlasın dei kendi sözümü yine kendim şerhetmeğe kendim kendimi mecbur hissettim, sikeyim kendimin kemendini ). Ne diyordum hah bitsin bu iş. Sonra bakalım artık sivil mahkemede mi sikerler askeri mahkemede mi oyarlar, belki geçmiş hizmetimi iptal edip yok bunun yaptığı vazifeden sayılmaz yeniden yapsın ibne, görünüşe göre daha akıllanmamış mı derler bilemiyorum. Senin yapacağın tesbiti sikeyim be adam. Askerden döndüm, kaydımı yaptırayım diye en yakın askerlik şubesine gittim ama bir izdiham var kapıda, akla zarar. Postürü bozuk mehmet önümü kesti: nereye gidiyorsun dur bakalım. Yedeklik kaydını yaptıricam çekil önümden mehmet. Elimdeki terhis kağadını görende komutanım içerisi çok kalabalık, televizyondan askerlik uzayacak haberini duyan aman aradan çıkaralım deyip koşmuş gelmiş, müsaadenizle ben bi içeriye sorup geleyim diyende tamam bekliyorum dedim. Beş dakka geçmedi bir form getirip verdi. Bunu doldurup yerli askerlik şubesine göndermeniz yeterli olacaktır. İyi o zaman. Çok hevesli değilim zate şubenin paçoz karılarila yüz göz olmaya, hemi ayar oluyorum püfür püfür esenti sahilde gelen geçen oruspu manitayı kese kese şahane ense üstüne tezkere alan beyle model askere. Aldım formu terkettim olay mahallini. Sonra formdaki boş kutuları uyarınca doldurup verdim postaya. Hayırlı uğurlu olsun. Vazife ahanda şimdi bitmiştir, sen dua et savaş çıkmasın memleket yıkılmasın darbe olmasın yoksam bu sefer hemi bir üst rütbe ile taltif edilip tekrar komutan olacaksın. Sözün kısası ne dedilerse yaptım fekat yine bu sabah bir sarı zarfın masamda belirmesine engel olamadım anass avradass bacıss amon rass. Sarı zarf belalı haber demektir. Bununla mahkeme celbi gelir. ilam gelir. icra haberi gelir. askerde isen uyarı gelir. ceza gelir. bir kere de hayırlı bişe çıktığını görmedim bu sarı zarfların içinden. Sarı zaten böcek yılan ve yine bu sair haşarenin yüksek bir cinsi olan kadın kısmında da zehirli olmaya tekabül eder, bilhassa çakma sarışın ise bu çok daha fenadır (burada neden apansız cinsiyetçi bir aşağılamaya girdiğimi ben de anlamadım ama içimden geldi, geçen gecenin günahı bünyeye birez fazla geldi herhalde ondan olacak). Şimdi neyi savunayım bilmiyorum. Ceza kesecekleri kesin. O da herhalde para cezası filan olur, yane bunlara kafiyeli filan iki satır yazıp yollamazsam herhalde para cezası olur zannediyorum. Ama fena halde içimden geliyor, götine kodumun torraği, al eline tarraği, sok götine yarraği, yaraği ufak gelirse al sana at yarraği yazıp yollamak. Bu memlekette soba kurumu hariç kurum filan kalmamış bilader. Boğulmuşlar kağatların içine, bilhassa araziye çıkmadan ofis işi yapanlar iyice ibneye kesmiş, birtakım kağat parçalarila (adi bir kağat parçasıdır bu, imzalı kaşeli filan olmasının anlamı yoktur, tamamen perttir zarttır zurttur) anası avradı vazife uğruna sikilip derbeder olmuş kimise onu biteviye sıkıştırmaktan alçak bir zevk duyuyorlar. Eğer taahüt vermemiş olsa idim içeriye dair bişeler yazacaktım, sonra vazgeçtim zira kolpası da olsam nihayet bir türk subayı idim, bunu yapmak bana yakışmaz, yakinim hallerime şahittir neadar kof neadar lüzumsuz hedef uğruna neadar sahi neadar sancı ızdırap çekti isem de vatan sağ olsun dedim, zate maziden tahta fikir noksan idi kalanı da kışlada bıraktım geldim. Sözümü bağliyorum: gönde köpek itişir, şaytan ifrit sikişir, söyle garip bencileyin, bu kadarı yetişir.

 
agd / inan6666 07/03/2009
 

gazete okumak istedim. baktım, taraf sitesini güncellemiyor. hürriyet, akşam filan kesmiyor. vakit' in sitesine girdim. aceba ne yazmışlar merak ediyorum. o da ne ? sayfayı okumak için abone olmak gerekiyor. iyi dedim olalım madem. girdim adresi, uydurdum şifreyi, bir sayfa açıldı sistemimize kayıtlı değilsiniz, ödeme yapmanız lazım diyor. adamlar kredi kartı bilgisi talep ediyorlar. üç aylık yurtiçi abonelik 20 kaat. yurtdışı olanda 20 $. artık içeride nasıl bir porno dönüyorsa, bişe anlamadım bu işten. skerim tahtasını dedim, çıktım oradan. ama haberler de neadar güzel haberlerdi, lanet olsun. misal ertuğrul özkök' ün akbük' te kaçak iskelesi varmış. vakit bunu haber yapanda iskele apar topar sökülmüş. agd anadolu gençlik derneği başkanı heybeliada ruhban okulunun açılmasını eleştirmiş, kuran kursları için 12 yaş sınrı var, bu milletin asli unsuru olan müslümanlardan esirgenen özgürlük azınlıklara verilemez dei çağlamış. bu haberde başkan ilyas tongüç (evet tongüç) füme çizgili ceket içine narçiçeği kravat sarı saat yüzük narin nazenin surette mikrofonu ucundan tutuyor bıyıklar ince ve ortası yok (antifaşist bıyığı::antitez hitler) taşra orta bir mütedeyyin ailenin kebap ve hamurişinden semirmiş çehre gözlerde milletinin uğradığı haksızlığa yine ince yine efendiden bir beyle de olmaz ki içerlemesini tekerlekten gösteren bir resim kullanmışlar. ilyas tongüç hakkında daha fazla malumat için google' a müracaat ettim. meğer bu anadolu gençlik derneği kapatılan mgv milli gençlik vakfı yerine ihdas edilmiş. dailymotion' da videosu var, sesi fena değil ve alkışlarla takviye edilen konuşmasında diyor ki: bu millet bağrında 18 haçlı seferini söndürmüş, bin yıl islam' a hizmet etmiştir, bin yıl daha hizmet etmeye devam edecektir. sonsuza kadar, ilelebet dememesini çok takdir ettim tongüç' ün. sonsuza kadar diyende bilimsel olmaktan çıkıyorsun, oysa adam bak ne güzel bin yıl diyor, vade bildiriyor. iyi de, kaç yaşında bu adam onu daha öğrenemedik. haber5 sitesi tongüç' ü türk gençliğinin abisi olarak tarif ediyor, çanakkale şehitleri gazze maraş direnişi 250000 şehide 250000 hatim bir haftada bir milyon imza spor faaliyetleri hanım kardeşlerimizle yürütülen çalışmalar mektup koşuları edirne' den hatay'a malazgirt sarıkamış memleket sathında mitingler asrısaadet geceleri mekke' nin fethi (kafirlerin yılbaşı faşing rezaletinin alternatifi bu idi galiba) istanbul' un fethinin 555. yılında 555 ayrı organize anma programları hasılı milli manevi son derece mühim son derece manidar bir hizmeti bilaücret yürüten bu yüce abiye türk cumhuriyetinden neyi beklediğini soruyor ve tongüç' ün (köy enstitülerin tonguç değil agd tongüç) cevabını aynen buraya almak istiyorum zira çok etkilendim meseleyi bu derece berraktan (evet berraktan) kavramasını çok takdir ettim: "İfade ettiğimiz gibi 40 milyon gencimiz var. Bizim yaptığımız bütün çalışmalar Türkiye Cumhuriyetinin kamu harcamalarının azaltılmasına destek olan çalışmalardır. Kimse bize bu işi yaptığımız için maaş vermiyor. Ama milletimiz bizim çalışmamızı istiyor. Bizim varlığımız milletimizin düşüncesi neticesidir. Öyleyse bu toplumun ifade ettiğimiz gibi milli ve manevi değerlerine sahip bir şekilde yetişmesi, geleceğin o büyük müreffeh ülkesini kurabilmeleri için bu değerlerle bu gençlerin buluşması gerekiyor. Bu değerlerle bu gençler arasında ne kadar engel varsa öncelikle süratle bunların kaldırılması gerekiyor. Yani özellikle ahlaki anlamda meydana gelecek travmaları önlemek gerekir. Türkiye Cumhuriyetinin devlet gücünü kullanarak yapabileceği çok şey olduğunudüşünüyorum. Gayrı ahlaki yayınlar başta olmak üzere müstehcen yayınlar başta olmak üzere tüm yayınların süzgeçten geçirilmesi, tabi özel televizyonculukta geliştiği için onlarca kanaldan akla hayale gelmedik fevkalade büyük yanlış yayınlara biran evvel müdahale etmelidir. Artık köylere kadar bu yaygınlaşmıştır. Bu büyük bir travmadır. Herkesin üstüne görevler düşmektedir. Avrupa birliği fonlarından milyarlarca para, proje kapsamında Türkiye’ye pompalanıyor. Biz bu paraların hiçbirisine talip olmadık. Allah muhafaza olursak tılsım bozulur her şeyimizi kaybederiz." son cümlede "olursak" dei herhalde imla hatalı olmuş, doğrusu "alırsak" olması lazım gibi geldi. ama bu küçük kusur, önemsiz, içeriğe tesiri yok. evet maalesef bu berraktan mesele köylere kadar yayılmıştır, bütün ahali çoluk çopalak fevkalade yanlış surette birbirile sikişmekte, hatta bu rezaletin videolarını internete koyup ona buna göstermekte, devletimiz telekomünikasyon üst kurulu ile neadar uğraşsa da bu arsızların bu sikişme bu zina etme bu günaha girme ve şehvani teşhir arzularını gidermek bir türlü mümkün olmamaktadır. hakikaten bu çok önemli bir mesele olup kıyamet koparsa bu sebepten kopacaktır. iyi güzel de kaç yaşında bu tongüç abi derken kendisinin bu husustaki mükemmel cevabı ile müşerref akay oluyoruz: "İnancı ve ideali uğruna fedakarlık yapabilen herkese genç diyoruz ve hedef kitlemize dahil ediyoruz. 96 yaşında İstanbulun surlarının önüne gelen Ebu Eyyüb El Ensari Hazretleri´ni de örnek olarak gösteriyoruz. Yani bir insanın genç olması sadece biyolojik olarak açıklanamaz. Genç olan ama eskilerin tabiriyle meyyiti müteharrika olmak ta var. 96 yaşında Eba Eyyüp gibi davasına sahip, diri, şuurlu olanlar da var." çok tuttum tongüç abimi, kendisine abi demekte tereddüt etmiyorum ve şubesini adresini filan bulayım gidip yerinde ziyaret etmek istiyorum. tongüç abi, içiyorum sikişiyorum ve durmaksızın hep kötü şeyler düşünüyorum, berbat yazılar yazıyorum. beni bu hayattan kurtar, taşaklarını yerim, bir yerde ben de genç sayılırım daha 96 olmadım dei mi güzel abim vay benim abime bana doğru yolu göstericek sonunda bir kuluna rastladım ya daha da gözüm açık lösemiden ölsem neolur rabbime şükürler olsun seni çıkardı karşıma. herhalde hiç yoktan köşeden bir kebap söyler diye düşünüyorum, çok acıktım öğle vakti o ise sabah sağlam kahvaltı yapmıştım, hepsi kör olası nefsiemmare yüzünden, doymak bilmiyor aç gözlü utanmaz, aklı fikri yeyim içeyim sikişeyim yeim içeyim sikişeyim. hiç düşünmüyor bu milletin evladına ne olacak, elinden kitabı kalbinden allah korkusu alınmış, amaçsız bir hayata mahkum edilmiş, değerleri karıştırılmış, ahlakını kaybetmiş, fuhuşa, uyuşturucuya, kapkaça, adam kaçırmaya, usülsüz çek senet tahsilatı işine girmiş, eşkiya olmuş mafya olmuş yani olacak gibi değil bu hastanın çoktan ölmesi lazım idi ama allahtan umut kesilmez belki bir ışık kapısı bir cereyan bir canfeza hamlesile silkinip kendine gelmesi umulur, yoksa bunlar amı götü dağatmışlar be kardeşim, tam manasila agd olmuşlar ve beyle bir derneğe de ancak beyle isabetli bir isim verilebilirdi, başka bir ihtimal başka muhtemel bir suistimal de gelmiyor aklıma.

 
asker / inan6666 07/01/2009
 

rengimi belli etmek istedim. çoğu zaman alacalı olmakla suçlanıyorum. içinden geçtiğimiz veya inceden bize geçirdikleri şu günlerde herkes ne mal ise ayan etmelidir. çapraz konuşacak deilim. düşündüm, taşındım, bu kavgada asker tarafını tutmaya karar verdim. çok hata yaptılar, hala yapıyorlar, bilgi vermiyorlar, sinsilik ediyorlar şu bu ama en azından kim olduklarını, ne istediklerini, nasıl beslendiklerini biliyoruz. o ise diğerlerinin ne mal olduğu belli değil. bülent arınç mgk' ya girebilir ama onunla asla aynı masaya oturmam kardeşim. askerler hakkaten çok sabırlı adamlar, o kadar saat hasbihale taş olsa yine orta yerinden çatlardı. sabah radyoda dinliyorum başvekili, bu millet diyor muasır medeniyet seviyesinin de üstüne çıkacak, demokrasiden kafayı yiyecek çıldıracak.. bu yüzden mi polisi askerin önüne sürüyorsun be adam, bu yüzden mi polis devleti olduk şu son beş senede, evleri basıyorsun kimi bulursan savcının önüne sürüyorsun, bu mudur bağımsız hukuk ? bir albayı içeri aticam diye kanun değiştirmek midir adalet ? albay hırt olabilir, kabahatli olabilir ama böyle de şıpınişi kanun çıkmaz ki kardeşim. madem buna kudretin var, anayasayı niye değiştirmiyorsun ? demek böylesi işine gelmiyor; pragmatizmin oportünizmin ve ...şaklığın bu derecesinin millet nezdinde kabul görmesinin sebebi bu kalabalığın da pragmatist oportünist ve ...şak, inançsız olmasından başka ne olabilir ?

bu gündelik keşmekeşin biyolojik bir sebebi var kardeşim. darwin doğal seleksiyonu keşfetmişti. tabiat buna göre işliyor. güçlü cins ayakta kalıyor, zayıf cins ölüyor. ortama en uygun olan hayatiyetini koruyor, diğerinin köküne kibrit suyu. hayvanlar buna göre yaşıyor. bitkiler buna göre yaşıyor. hatta insanlar buna göre yaşıyor. fekat dünya halkları bin badireden onbin felaketten güçlenerek çıkarken, buna göre hukuk yazarken, akademi tefriş, şehir tanzim ederken neden yüce türk milleti gitgide sefaletin dibine, ahlaksızlığın kuralsızlığın ucuzluğun gündelikçiliğin ortasına yuvarlanıyor ? soru bu.

bunun cevabı türk milletinin nerede ise bin yıldır doğal seleksiyona değil negatif seleksiyona uğramasında saklıdır. negatif seleksiyon güçlü olana, uygun olana, akıllı olana kıyıyor. ne kadar ...şak, ne kadar ib.., ne kadar göt..... var ise onlar sağ kalıyor, zengin oluyor, çocuk okutuyor, beri tarafta inançlı olan, mesai sarfeden, çalışan, biriktiren, feda eden, hesap sormayan var ise onun da hesaabı tez zamanda görülüyor. dün gece farkettim bizim ailede hiç şehit yok, hiç gazi yok, hatta milli mücadeleye ucundan kıyısından karışmış olan bile yok. bir kenara pusmuş beklemiş oruspular. bana dokunmayan yılan bin yaşasın. zaten fakirim, bişeyim yok canımdan başka, onu mu alacaksın barajını öyle sağlam yere kurmuş ki dedelerim, mümkünü yok oradan geçemezsin. buradan hareketle vardığım sonuç, işe yarar ne kadar adam, ne kadar dalyarak yiğit, ne kadar cansiperane mücahit var ise bu memleket sevdasına, istiklal hesaabına ölmüş, bunların geride bıraktığı boşluğu da köşeye bucağa sinip pis nefsini gebermekten kurtarmış çapulsuz işgal etmiş. ölenler kahraman ama kalanlar değil. bir milletin kahramanlarını bin sene müddetle düzenli olarak öldürürsen öldür allah daha kahraman çıkmaz. son kahramanı şimdi çengi yapıp aralarında oynatiyorlarsa ahanda bunun sebebi negatif seleksiyondur, başka da bişe değil.

negatif seleksiyon gündelik yaşamımızı anlamayı kolaylaştırır. askere gidene ne der negatif seleksiyon ? bak oğlum, ne yaparsan yap asla göze batma. çıkıntılık etme. yoksa sikiverirler maazallah. bir konuşmanın tarafı ise ukalalık etmeyeceksin. susacaksın. diyelim çalışma hayatından bahsediliyor, o zaman işini bileceksin. işe gitmeyeceksin. bu mantık kanseri futbolda, eğlence hayatında bile böyledir. ibrahim tatlıses bile hangi şarkı satıyor ona bakar, parası neyse verir, bir sene sonra yeniden okur. yeni bişe yapmaya gerek yok. güçsüzü oynamak daima iyidir, hasta imiş gibi yapmak nefsi çok beladan azadeder. bu milletin kerizi sen misin ya da ben enayi miyim bana ne kardeşim diyenler aralarında bir de güzel organize olurlar, kolaysa geç karşılarına da iki laf anlat. solcuların, sosyalistlerin filan burada dikiş tutturamamalarının sebebi de negatif seleksiyondur. örgütlü olacez deyip birey inisiyatiflerini bir kenara bırakma teklifine çok bozulur bizim ahali, hiç tanımadığım birine sebep güzel yarınlar uğruna neme gerek yorulayım üzüleyim hatta göti kaybedeyim hissi fikre geldi mi di bir tane solcu bir tane adanmış komünist bulamazsın, hepsi fakirdir ve elinde sen varsan o zaman ilk sıkışmasında seni satacaktır, çünkü bunu göre göre yetişmiştir başka çaresi yok. 11 eylül' de sağcıydı, solcuydu, şeriatçiydi ama farketmez 12 eylül oldu mu mgk heyetinin afişini dükkana asar, günün gereği ne ise o yapılacaktır. sesini yükseltmeye gelmez. sivil eylem burada dei işidir. toplu eylemin de istihbarat tezgahı, gizli örgüt işi, uluslararası komplo veya teşvikten ibaret olduğunu da ahanda yakın zamanda öğrendik.

bunlar beş senedir cemiyet hayatını avrupa normlarına kavuşturacak tek kanun çıkarmadan polise istihbarata yatırım yapıp gizli kapaklı işler çevirdikleri, içeride aralarında ne olup bittiği hakkında satır bilgi sızdırmadıkları, esasen ne hedefledikleri konusunda ketum oldukları için, ağazlarında demokrasi filan geveleseler de farketmez, askerin tarafına geçmeye karar verdim. gerçi bunlar da arkaik 1920 kafasında kaldılar ama farketmez, en azından gündemleri gizli değil, laftan anlıyorlar, durduk yere geri bas yavaş filan gibi ayak yapmıyorlar. bu ülke cumhuriyetle yönetilsin, kadın erkek eşit olsun, avrupaya benzesin, işgale uğramasın, daha güzel olsun istiyorlar. bu istekleri mantıksız ve antika surette tezahür ediyor olabilir ama onlara güveniyorum kardeşim, güveniyorum ve diyorum ki: darbe olsun bundan daha iyidir. darbe olsun ve o zaman görelim kim imiş sivil kim değil. kim imiş avrupa kim imiş yavşak. kendime güveniyorum. ifade etmem gerekirse ederim, binbaşıya albaya generale veya assubay çavuşa farketmez, meramımı anlatırım. cezamı da çekerim. en azından yav... olmadım, götimi gündelik hesaba satmadım üç otuz paraya istikbalimi tahvil etmedim, günahsa günah ben işledim var mı ötesi derim. rengim aşikar belli olur. bu mantalite yayılsa o zaman darbe filan da olmaz olamaz zaten, aksine kontrast belli olur, biçim ve içerik açıkça anlaşılır.

hızlı yazdım toparlamadan koyicam siteye, ölçe biçe ibne olduk puşt olduk anass.. bu kadar da üstüne gelinmez adamın, militer anarşizme kayıyorum, şu ahalinin manzarasına güle işeye. yazının ahkam durumuna göre belki me birez daha yazarım ya da hiç yazmam bilmiyorum. sikeyim zaten yazısını düzüsünü, bir ve beraber ayni yerde.




 
piss / inan6666 06/10/2009
 

site süratle sike boka sarende inan6666 napsam netsem dei süraetle düşünüp denaet ehline de mevzuu mufassal danışıp bilahare orta yere işemeyi kurar. pantolun söküünden dışarı uğrattığı zavallı sikertii birezden işeyecek olmanın verdiği heyecanla başını güneşe kaldırır ve bugünü beni yine güneşe çıkardılar bugünü ne dava ne livata bir ben bir güneş şükür hepisi beleş kısa sözle bahtiyarım dei zevzeklenip şişine dura kese sağa sola seyrantepe topkapı hattı serseri dolmuş kaptanları gibi dümensiz avare işemeye başlar. tam bitti gibi olande üstüne bir daha işer. sonra durur. bir daha işer. görende bunu dedim "belden mi soğukladın bu ne hal" o ise ağazında kedi siki cigara "sönmesin aman" telaşile istimi kayırmağa vermiş dikkatini, yarımağaz "beyle işemek fazileti bindir, işeye işeye mala döşemek başka muadili mümkin deildir, zira idrar en şahane müsekkin olduuu gibi belki bin belki onbin hatta yüzbin musibete en harika müdebbir en vaveyla sıhhi mucizevii reçete olmaklığı var ki indistan' ın sağlık bakanı çıkıp diyor ki ey fakir hint ahalisi, işeyin de için zira bundan alaa bundan bedava hemi her derde deva yoktur" diyor.

kaç hadis var deve çişi için, şifadır dei. cildi parlak, memesi toparlak olsun isteyen üstüne başına işermiş. beyle olmasın aman dei dişi her kimise ayakta işeyemez. mutlaka askeri nizamda çökmesi icap eder, yoksam şırşırı sarı beyaz yapış yapış bacaklardan aşaa bileklerinden ayaklarına ve bilekleri de katana kaidesi gibi deil de arabi tayların latif beyzile müselles halde yılankavi ise o zaman onceizin üstümde gezinip işemesine bayılırım ama bu evsafta cilvenaza haziran' da rastlamak zor, zate üstüne işemek bir nevi bu benim mülkümdür dei işarat koymaya yaradığından kadastro uğramamış yanım yörem pek tekinsiz, eyle kolayına paftaya gelecek gibi deildir. hemi zate oadar deli kız yoktur, olanı da çekinir bir, utanır iki sıkılır üç sonra tornisten vere vere göti yalapşap tutmaz habre sızdırmağa başlar ve beyle götin namusu mülk sahibinin pamuklu çamaşırında rengi kahve endaamı beyzi bir ufak lekeden ibarettir ve umumi cemiyetin adabımuaşerenin ve aşerenin hepisi olup olacaı naha budur ("aşere" eski dilde cigara kolektifi :: monique).

rabbim nisayı kolayına işarat koyamasın dei mi beyle çukur mesane beyle çakır karanfil amcıkile donatmış aceba ? o ise sikertiile istesem resim yaparım hat çekerim anahtar gibi diş sökerim o derece plural vektoral tabiatı vardır (gerçi topolojik olarak yarak sökülüp dışarı uğramış bir amcıı andırır veya amcık aynen içine göçmüş bir yarak gibi dei midir ? praxis :: transgender ameliyatında siki çükü aynen bir muz gibi sekiz on uzun dilime dilip (bu halile yıldırım düşmüş bir yüce ağaca benzer zevalli hali alatın :: monique) bu dilimleri de içine içine dikip tıkıştırı vere vere orada namütenahi bir amcık o zaman husule gelir ve husye taşşaa zaten çoktan kuruyemişe dönmüş gibidir beyzadenin. cinsimden geçtim dei beyle işe kalkışanı anlamak zor. bunu tarife "ibneye bak" demek yetişmez, bu başka bi şe. şimdi vatan kahramanı hakkaten yüce insan ve sanatkar bülent ersoy ibne işte deyip geçebilare ? katiyyen  mümkün deil. bilakis aşrı sanattan sapıtmış ve cezbeicuşa gelenda saniin eserini tadil etmiştir bir bakıma, onun sikini pileli surette içine terziletmesinde gülüşün ve unutuşun tadı olduğu gibi postmodern yapısökümün anasırı da mevcut ve indirimdedir. bülent hanıma bunu sormak istiyorum ve bu nevi muz ortaya harika çakacaindan hiç şüphem yok ama ne surette nasıl olaceini görmek istiyorum hadisenin, bilemiyorum bu minval nihayetinde neye istimal eder hiç
bilemiyorum. siki kestin kuruttun taşşaa kavurdun duruttun çişin kimyası deişti mi peki ? muhtemelen deişmiştir. zira bu aziz mayii tahlil yapanda hülasa terkibinde ne var ne yok ise ona göre spreadsheet marifetile oraya dökülmüş matrisel hastalık hastası le matrice de moliere' den okunan yaftaya göre aa sizin albümin eksik üre aşrı çivit mavisi olması gerektiği gibi eser miktarda deil epei fazla mevcut fekat ben şu ana şimdiye dek hiç mavi işeyenine rastlamamıştım ve bevliyeci olacak hekime dedim ki ulan elindeki dedim benim
dolmakalemi, onu da kurcalaya kurcalaya sonunda mürekkebi de zayii ettin. bir de bana sikile yazıyor dei iftira ediyorlar. hayır kardeşim. işemek ve yazmak için aynı aracı kullanıyor olmam beyle zaif tasvire yeterli deildir. işemek ve yazmak asasen birbirine epey yakın durur, nerdeise hatta dipdibe. son zamana dek artisan craft faaliyeti tamamile göt ile ilişkilendirildi, anal solar denildi, uydurmanın yegane odağı göt imiş sanıldı ve bu fikir hilafsız benimsendi, tabe arada üzerini dekoltesi kaçmayacak surette örtüp göti daha daha vurguladık fekat kafamızın karıştığı nokta şu oldu aziz kari ("kari" okur manasında, suphi demişti), elimizde avucumuzda olan ne idi peki a ? bunu ne yapaceidik ? bu aracı nasıl hor kullanıyorduk bir de, tahmin ediyorum saab mühendisleri daf mühendisleri sony erikkson mühendisleri nasa mühendisleri gilan biraraya gelse yine de beyle mukavemeti beyle bir estetik beyle bir ergonomi beyle düşük maliyetle toparlayamazlardı (ve bunu türk dili bu imkanı ta gözimizin içine sokmuşken bunu farketmemiş olammaız ne acı dei mi ? beceriksiz bilinen biri bişe yapacak olur, o zaman ona ne derler bilirsiniz. kim
yapacak dedin ? filan feşmekan. ha o mu ? bırak onu yau. bi sikimi yapamaz o. lisandaki inceliğe dikkat buyurun rica ederim. bi götimi yapamaz demiyoruz. bi sikimi yapamaz. o ise bi sikim yapılır bi şe midir ? evet yapılır bişedir. buradaki yapmak, yapıyı ters yüz etmek manasını içerir ki tıp ne kadar ilerlese edebiyat mantık ve sosyal tıbırtı ne kadar ilerlerse ilerlesin burada kullanılan yapmak fiili yine hemen daima olduğu gibi, yine aynı yerde kullanılacaktır (lingual conservatism / blindfold of communication). bi sikimi yapamaz. peki "yapmak" nedir ? "yapmak" orada asas pozisyonda olan "sikimi" omuzlayan bir istinad duvarından ibarettir, dolayısıyla ne yapılacağı bilinemediği, bilakis neticeye ilişkin olarak o sikik herifin iş bilmezliğinden uç veren bir kahpelik, bir güvensizlik olduğu için "yapmak" bütün belirsizliği ile hadisenin belirsizliğini tam olarak resmeder ve sonuç olarak "bi sikimi yapamaz" subjektifi ortada mevcut olguyu komünal objektif düzeye fevkalade maharetle taşır. ağazı bozuk olmanın felsefi olarak kontak olmakla yakin alakası vardır. ve lakin kategorik olarak kontak olmak belki de en asil en sıhhi en güzel bir tavırdır, beyle bir çıkış spekülatif fikriyatın üzerine işemekle neredeyse eşdeğerdir. tıp da işte beyle bir spekülasyondan ibarettir. konsültasyon neticesinde ou size ne olmuş beyle derhal eşeen sikini yemeniz lazım hemen gidin en yakın eczaneden size dayayı versinler dei işte bunu "yapıyor" hekimler. hekimlerin ve çocukların hükümranlığı kardeşim. buna da işemek istiyorum müsaadenizle. efendim doktor şeyle diyor. beyle diyor. peki a ibnenin evladı bunu nerden biliyor ? şurada yazıyor. burada yazıyor. isviçreli bilim adamları. bilmemne üniversitesi. hepisi altını kurcalıyorsun, aynı senin benim gibi bildiiin kolpacı götveren. fekat bunların senden benden farkı, bunlar organize olmuşlar, diyelim işeyecekler. o zaman hep beraber işiyorlar. ne yapacaklerse bunu beraber belli bir silsile belli bir şemalişekil ile şeyediyorlar (şeyetmek kelimesi de bence sözlüklere şeyedilmeli, dilimiz elden gidiyorcuların tümü tamamını şeyini şeyetmek istiyorum tümcesini de müellife misal mal örnek tümce olarak öneriyorum). birini seviyosan onu tamamile sevmek bir erdem olabilare mi ? neden olmasın ? paula abdul misal bir hayranı bunun idrar örneğini çalmış. manyak mı adam ? bence deil. canından can bulmuş mülk saymış el koymuş, gerçi adamı sonra kimdir nedir bulup işten atmışlar ama olsun. çişimi çaleyorlar imdat. evet bunu düşünmek istiyorum. beyle bir sosyal faaliyet de olabilir. müdrir istanbul gezileri misal. idrarı coşturan bira karpuz üstüne kahve çay şunu bunu filan azami tüketim ve sonu gelmeyen işemeler. bak bu booty shake filan çoktan bitti. götin enterasan bir tarafı kalmadı, artık göt nadir numune deil. yer gök göte kesti. o ise "sıkıştım" neadar naif. neadar cilveli. "üstüne işerim" veya yerine göre "işemem" nasıl hayvani nasıl piss bişe, şimdi bunu bir tefekkür edelim rica ederim yok bu yola gelmem diyen varise işediini görmeyim barsaanı deşerim ayar oldum bak. içine işemek de misal çok güzel olur, içine girip işiyorsun ala bildiine işiyorsun ama, sonra çekildiğinde mantarı alınmış şampanye şişesi gibi boşaliye demini dolmuş olan. max hardcore bile buadar ileri gitmeyor ama burada fikre ve fikritatbike zipsofist bir çizgi çizeceksek şayet, ki zipsofist kimdir kime denir zipsofist görürsem ne yaparım onu da bilmiyorum ama zipsofist mutlaka ağaza bir işemeli sanki bunu biliyorum. yani gibiyim ama onu da tam bilmiyorum. ama adam veya kadın ne ise ağazına ince ince işer ve bunu da sonunda burnunu tıkayıp içirir aynen öksürük şurubu hesabı, zate bunu yapan üstüne başına da kesin işer ve ecnebi boşuna golden shower demiyor bu işe, üstüne işemeğe demek istiyorum.

bayram geldi kolonya yok. boşver, eline işersin. hamile kalmak istemiyorum. işe içine, tertemiz bitsin. senden nefret ediyorum. işeye sikişe için geçsin, her sıkıntının içinden geçersin. seni seviyorum. hadi ordan. anca üstüne işersin.

sabah güneşi sidikliye vurur derler
ee ?
akşam güneşi de güzele
sonra ?
o ikisi aynı işte. sidikli kontes dei şiiri var bunun hatta.
nası lan ?
"yalnızlığım benim sidikli kontesim neadar rezil olursak o kadar iyi"
hass.. bunu mu sayıklıyordun sabahtan beri mırmır ?
yok canım nealakası var ?
iyi.. koş iki bira kap gel madem.

 

 
 

bunca oruspu inan dei inliyor, madem vereyim parapompayı. yıldım telefon tacizinden. yıldım hissi ibnelikten. tarifeyi ahanda ilan ediyorum. inanxxxx saati 100 $ olup sıra harici ilave (emme gömme dışında kalan, insan ruhu midesi ve götinin olağan koşullarda kabul edemeyeceği bilumum sapıtışın tamamı hepisi) neise ayri ücrete tabidir. pazarlık yapılmaz, % 50 grup indirimi vardır. inanxxxx beni de beni de diyen kimise artık hesabını kitabını ona göre yapsın dei açıktan söyledim. bitti.

 
 

rhizome veya bizdeki karşılığı köksap nedir ? bazı bitkinin kökü toparlak şişkince olur, bunu depo olarak kullanır, buradan sürgün verir sağa sola yatay rasgele dağılıp yeni şube açar, araziye yayılır. köksaplı bitkiler daha dayanıklıdır, sıkıntıya direnecek mecalleri vardır bunların. wiki' de misal veriyor zencefil diyor, bambu diyor, başka bir iki nebat daha sayıyor bu evsafta. çoğu nebatı buradan yeşertmek mümkündür. misal patates çuğaltacaksın, malum bu bir köksaptır ve kabuğunda mevcut düğmelerden sürgün verir yeşil yeşil, işte bunları kesip toprağa gömende o patlak yeşil bişeye benzemez bilahare taptaze bir patatese neşvünema edecektir. 

köksap' ın bir mühimi daha, bu dağanık kök yapının hakkaten beyle kök yumruları pek şekilsiz, toprağın altında kendinden epey bir salmış gibi, tam beden etek yahut pantol giyende götini toparlayamayan tombul kızlara benzer surette felsefi bir metafor olarak kullanılmasıdır.

deleuze ve guattari kapitalizm ve şizofreni projelerinde veri bilgi istif tarif ve tasnif sürecinin hiyerarşik olmayan, çoklu giriş ve çıkışa müsait yapısını köksapa benzettiler. deneyimin veya kurgunun bir ağaca, bir yola benzetilmesini hatırlayın. hemi ağaç, hemi yol ileri daima ileri mucibince mecburi bir hiyerarşi içerecektir. bu nevi mimarinin mevcut imkanları insan fikrini ve imkanlarını da belirleyeceği için adamlar lineer hiyerarşik yapıların karşılayamadığı kimi sapmaları köksap benzetmesi ile kavramsallaştırmayı deniyorlar ve rasgelelik, yataylık, dağanıklık içeren girdiçıktılar halihazırda köksap yapılar olarak tarif ediliyor.

dağanık yapıların en bilinen örneği internet, bilhassa torrent benzeri dosya paylaşım programları, sonra karaborsacılar torbacılar ve terör odakları yine misal olarak verilebilir. köksap yapılarda düzen olmadığı gibi lider filan da yoktur, bu sebeple bunların bir parçasını imha etmek yapıyı ortadan tamamile kaldırmaya yetmeyecektir. köksap benzetmesi iyi kötü anlaşıldı ise kavrama ilişkin az daha tafsilata girmekte fayda olabilir.

memeli bir hayvan olmaktan başka vasfı olmayan insan, gün içi ömür boyunca sayısız bilgiye maruz kalır ve bunları belli bir hiyerarşi içinde istiflemesi mümkün olmadığı için kimi biriktirme - sonradan erişebilme stratejilerine ihtiyaç duyar. gelen veriyi şifrelemek çözümlerden biridir. gelen veriyi budamak, özüne ulaşmak yöntemlerden biridir. elbette zip dosyayı unzipped haline getirebilecek algoritmalara sahip olmak mutlaka gereklidir yoksa onca kırpıntının arasında zihin boğulabilir. gelen veriyi eyle hemen içeri almamak olabilir. verinin gelişi bir yana, bir de çıkışı vardır söz konusu olan. konuşmak, yazmak, ıvır zıvır şu bu. dikkat çekici olan, her türden veri girişi mecburi olarak dağanık olmasına rağmen veri çıkışının bilmem ne götten sebeple belirli
bir hiyerarşiye sahip olmasına ilişkin gündelik hatta ömürlük tedbirimizdir. blog
yazılarını pek ciddiye almayız, öte yandan edit edilmiş, kütüphaneye kurulmuş bir kitabın ağırlığı içindeki fikrlere ilişkin mühim bir referanstır. yaşadığımız evin kapısı penceresi masası perdesi neredeyse önceden belirlenmiş gibidir, biz o evlerde sığıntı gibi yaşarız ve oradaki varlığımızın izlerini silmek ister gibi delirmiş surette tertip düzen kovalarız. bilhassa ev içlerinin ameliyat odası gibi steril olmasına karşın sokakları bok götürüyor olabilir, olsun varsın. sokaklar köksap yapılardır, o ise evler basit mimari içermelidir yoksa biri başkasının evine girebilir, bu da istenen bişe olmamalıdır (hırsızlık köksap hareket tarzının lineer bir mimariye çarpıştırılmasını mutlaka içerir; burada olan, hırsızın dikey mülkiyet fikrini yatay olarak ihlal etmesidir). yine wiki' de köksap kavramının pedagojik arazilerde de kullanıldığı yazıyor. köksap öğrenim modelleri kısaca anlatılıyor. misal basit olarak bir öğretmen vardır bir de öğrenci, yukarıdan aldığı verileri işleyecek ve oluşturduğu taslak yapılar sürekli olarak denetlenecektir. öğrencinin mimari fikri öğretmenin mimari fikrile çelişecek olursa şu hep bildiğimiz sıkıntılar ortaya çıkacaktır. sürecin semptomu da bellidir; başarısız oldunuz daha çok çalışmanız gerekir.

lineer mimariye iman etmiş olanların önerdikleri cemiyet yapılarında da mutlak bir lider vardır, lider yoksa da onu içeren bir plan vardır ve önceden tanımlanan süreçte sapmaların ortaya çıkması istenmez. bunlar hastadır, hepsinin canı cehenneme diyemem çünkü kavrayışıma göre resmin nasıl okunduğu ona olan mesafemize ve fizik vaziyetimize bağlı olduğu gibi o sıra haletiruhiyemiz ne halde ise o da okumaya son derece tesir edecektir ve maruz kaldığımız resimdeki veri asasen aynen bizim gibi sürekli olarak değişmektedir; bu sebeple kesin fikirlerden mutlaka kaçınmak gereklidir, bilhassa ilkeler vaz etmekten filan kaçınmalıyız ama ilkeleden kaçınmak gerekmek dediğimde bu da bir ilke olmamalıdır. köksap yapıların naz niyazı çekilecek gibi değildir, o ise dikey
hiyerarşiler ne kadar da rahattır aziz kardeşim, bakınız sofular ve taraftarlar ne kadar mutlu insanlardır derinde yaralanmış ölmek üzere, hatta bir kısmı ölmüş de sağmış gibi zombiye bağlamış olsa bile.

yakın oldu, ittihat ve terakki' nin yönetim biçimine ilişkin bir iki bişe duydum. buna göre, bunların başkanları yok. yönetim kurulu toplandığında kendilerine geçici bir başkan seçiyorlar. kararlar alınıyor, kayıtlar tutuluyor ve toplantı dağatılıyor. üyelerden herhangi biri veya birkaçı yeniden toplanmak lüzumunu hissederse başkana topla bizi dei işmar ediyor, başkan üyeleri toplantıya çağarıyor ve orada ilk iş yeni bir başkan seçiliyor. işbu sebeple ittihat terakki üyeleri arasında hiyerarşi denecek bir alt üst ilişkisi bulunmuyor ve istimi yakalayan kısa zamanda cemiyetin bütün imkanlarını istediği gibi kullanabiliyor (bkz: enver paşa' nın yükselişi ve düşüşü). yakın tarihten köksap meselesine bir misal da ergenekon hercümercinden vermek mümkündür. bunun başında kim var aceba sorusu bu minvalde geçersiz bir sorudur, asas sorulması gereken köksapın bir kısmı mülga ise şimdi ne gibi yapıların canlı olabileceği, hangi yan yapının öne çıktığı, faal olduğu gibi ıvır zıvırdır.

hiyerarşide yan yapılar, sapmalar olmuyor mu denebilir. elbette oluyor. misal dini hiyerarşilerde bu yatay sapmalar sıklıkla söz konusu olur. din tanım ve işlevi gereği nerede ise sonsuz uzamda veri içerir, bir kısım birey veya birden fazla kimse ise bu imkanı yanlara doğru ilerletmek isterler, zaman ve kuvvet harcayarak sonunda bunu becerirler de. o ise dikey yapılarda yanlara doğru ilerlemek sistemin statiğini bozup ne var ise hepisini alaşağı olmakla karşı karşıya getirebilir. işbu nedenle tüm dikey yapılarda düzenli budamalar gerçekleştirilir, hatta budamanın mevsimi ve biçimi de belirlenip hiyerarşi zamansız ve yabancı hale getirilerek dayanımı arttırılır. bu hadisenin en iyi örneği kilise engizisyonu ve neredeyse her dinde rastlanan sapkın mezheplerdir. bir başka örnek de kontrpuan denen müzikal yapılardan verilebilir ama onu
da başka zaman hatta mümkünse bir başkası yapı versin zate müzikten o kadar anlamıyorum pek.  
 
ne ise. mevzuu köksap olduğu için rasgele dağalarak gidiyor. devam etmenin manası yok. tafsilatı ayrica kurcalamak lazım. şurada köksap hakkında güzel yazılar var. şu wiki' deki bağlantı. patates yeşertmek için yeterli bir başlangıç oldu sanıyorum. kesin bir fikrim olmadığına çok memnunum şimdi bu meseleyi ucundan öğrendiğimden beri. neise. ağazımı bozmadan yazıyı dağanık vaziyette aynen beyle bırakayım bare.  

 
 

dünü yine muntazam eğleniyorum. bu defa kantarın topuzunu aldım yere çaldım. sikerim dedim topuza ne hacet. baldır bacak seçiyorum. meme göt göbek. geziniyorum. bare alışverişe beşiktaş çukuruna ineyim dedim hava epey sıcak. yirmi dakka sonra bet kıvrılmış holand işi çarşafı yırtıp ters bir cigara kıvırıyorum. slim ocb kurusun dinlensin yaramaz deip o esna lafa derkenar gelmeden zula açılıyor ama bu defa payımıza crystal clear düşüyor aziz kardeşim. bir ellilik boruyla dayanıyorum tabağın götine, trafik sağdan akar mucibince çekiz çekeriz süratle tamamdır ve o bebek bin onbin yüzbin eli varmış terbiyesiz bir oruspu gibi sanki içimde sikişmeye başlıyor. demek crystal clear bu demek. memnun oldum. daha net görüyorum. bir hikaye anlatmaya başlıyorum. başı var. sonu var. ortası var. anlattığım istife kendim kendime şaşırıyorum. bunu daha önce neden düşünemedim aceba ? kimi kimyasal olmadan olmaz ama kimyasal yoksa onun varlığına ilişkin fikir yürütmek manasız olur. işin bu kısmını abese irca ediyorum onlar kendilerini biliyor.

üç gün evvel şahane bir kalem hediye etti bana ca. pelikan. made in west germany. demek benimle aşağı yukarı yanı yaşta, siyah, vidalı bir dolmakalem. panter' e gittim bir moleskin defter bir de pelikan mürekkep aldım. panter çok kazık ama caddede bildiğim başka mağaza yok. geçen hafta yine gidip kalemlere bakmıştım, çok güzel bir iki kalem görmüştüm dur dedim şimdi kalsın. aldığım mürekkebin antik vasfı varmış kutusu da eskitilmiş kağattan bükmüşler, içinde yazdığına göre mürekkebe eyle bir kimyasal ilave etmişler ki dolmakalem sikerten mürekkep donması hadisesi bu sayede tarih olmuş. evet dedim kendim kendime (copyright: untouchable zen) kimyasal ilave mutlaka elzemdir. içimiz kilit kilit gezende ona mutlaka bir anahtar uydurmak, mümkünse maymuncukla gezinmek iyi olacaktır. crystal clear işte burnumda bir götgürültüsü sadasile patlarken zahiren son derece sakin bir vaziyetteydim. arada burnumu çekiz çekeriz bir de tabaan götini parmaklayıp yaladım aklıma saadettin kaynak selahattin pınar gibi büyük bestekarlar geliyor ama. bilmezler, sanat musikimizin ne muazzez hikayeleri vardır. cigaracılar. peynirciler. lambacılar. lokumcular. o meyanlar, o taksimler, peşrevler filan hadi uyanmadınız kemankeş kanuni suzidilara ziişan perişan hiç mi aklınıza gelmedi; bu nameler boş nameler deil zira hipotalamustan giriyor tee taşakboyuna inende oradan dönüp aldığı virajla gözlerinde perikızı parlıyor kimyasal surette haa bundan elli sene evveli afiyon idi laudan idi şimdi crystal clear şu bu sözi geçiyor ama insan kilitleri değişmiyor hiç farketmiyor. sonra ayılanda ayıbayıltan cigarayı evire çevire biz mi çektik yoksa o mu bizi çekip çevirende orasını tam hatırlamıyorum ama yüklü halde oradan ayrıldığımda daha güneş batmamıştı, ca taximdeydi. dönüş güzergahımı barbaros meydanında mukim duraktan götübüse binerim şişhyaneye inmeden bir kahve içerim dei kurmuştum. iki fransız kızın çaprazında kaldım azami kıvrak bunun üzerine ittihatçı bıyığımı burdum ve gülümsedim. ne demek istediğimi anlayıp gülüştüler yol boyunca. gümüşsuyu kavşağında biri düşer gibi olanda bunu sağ elimle havada yakalayıp direğe yapıştırmış olmamın bu kırıştırmada birez tesiri vardır tabe. öteki bunun üzerine bana yulaflı le biscuit ikram etti ben de bien merci dedim ama mesih elimi kalbime yapıştırıp sanki marsellaise söyler gibi kalendermeşrep durdum. kafamda filler sikişiyordu kardeşim mümküm en kısa yoldan eve gitmeliydim bu sebeple köpei tasmada tutmaya gayret ettim.

meydanı geçtim. tünele geldim. sola sinmiş züppe kahvesine indim kardeşim. ca ve şürekası ordaydı iki üç satır lafladık bilmem kaç bardak çay içtim telefona baktım beni arayanlar vardı onları izledim. telefona dadanan oruspular bıksın da artık aramasın dei epei bir zamandır açmıyorum telefonu ama bakıyorum kim arıyor ona göre fikir yürütüp bazen açtığım da oluyor. misal geçen hafta bakmadan açayım dedim şimdi söylemeyim bir gazeteden arıyorlar, fredrika röportajını basmak istiyorlarmış. biz dedi basmak istiyoruz dedi yazıyı. iyi dedim basın. ama dedi biraz uzun gibi. birez kısaltsak ? olur dedim kısaltın. eyle deil dedi siz dedi kısaltsanız. o sıra yine zurna gibiyim dedim neadar kısaltayım kaç kelime olsun misal ? onu dedi bilemiyorum. iyi dedim ben nereden bileyim madem. ayar oldum ve tam basmaya hazırlanıyordum buna telefondan sikecektim suratını bu dedi ben dedi bakayım ona sonra dedi arayım sizi. piçkurusu hala arayacak güya. telefon işte bu nevi işlere daha fazla yarıyor kardeşim. boş işler demek istiyorum. götten işler. bir kere de hayrını görmüş değilim ibnenin ve buna ayda elli kağat veriyorum hay bin sike. neyse masadakileri oradan kaçırdım takılıyorum kendim kendime eğleniyorum derken çalıyor telefon. ande arıyor eve hırsız girmiş çabuk gel.

çelik kapı göbeeni patlatıp girmişler meskene. biri dizüstü olmak üzere iki makinemi yürütmüşler. bir de fotograf makinesi. asayiş geliyor. olay yeri inceleme geliyor. ev kısa zaman içinde tam bir karakol görüntüsü arzediyor. tutanak yazılıyor. grafit tozları serpmek suretile işe yarar evsafta parmak izi alınmaya çalışılıyor. ifade alınıyor. ben ayılamıyorum. memurlar ayar oluyorlar huylanıyorlar. bunlar hiçbişeden ibaret nanay vazifelerini üç saatte tamam edip gittiklerinde az eşyamız olduğuna şükrediyoruz ne güzel çalınacak bişe olmaması insan üzülmüyor. proudhon ne demişti ? mülkiyet hırsızlıktır. peki hırsızlık nedir abicim ? o da bir sanattır güzel kardeşim. o sanatın izlerini patlayan göbein orada izliyoruz zemine gazete kırpıkları yayılmış muhtemelen kiliti patlatırken bir yumak gazete parçasını susturucu olarak kullanmışlar. üst kilide matkapla dalmışlar. demek bir matkapları bir de levyeleri var. çelik kapı dedikleri nanenin tüm mukavemetinin iki santim eninde bir pirinç kilit göbeinden ibaret olduğunu görüyoruz. bunu öğrendiğim iyi oldu. parmak izi çalışması esnasında evde sakınca arzedebilecek çatlak patlakların faş olması ihtimaline binaen mümkün olduğunca hazırlıklı olmaya gayret ediyorum ama crystal clear kafası hala tam geçmediği için fevkalade sinirliyim. araya giren bir hırtı iki dakkada kolundan tutup dışarı atıyorum misal. bu kepaze habire bana sakin ol tamam filan diyor. insanlar bu gibi hırsızlık, ölüm ve sair durumları izleyerek çok eğleniyorlar. bu malzemeyi öğütecek vasıfta yaratılmış insanın dişleri ve çenesi. en çok beyle malzemeye bayılıyor bünyesi. insanlıktan çıkmış olmanın emniyetile bu haletiruhiyeyi gördüğüm yerde sikmekten imtina etmiyorum ve sikmek derken en ham ve açık halile el ve dil ve yarak kuvvetimi kullanmayı kastediyorum. insanlar yarak istiyorlar ve buna maruz kalan birini izleyerek kendi kendilerini mümkün olduğunca ucuza ve emniyetle sikertiyorlar. bu halden bazı dersler bazı izahlar bazı tedbirler filan çıkartıyorlar ve günler tepelerden aşağa koşan vahşi atlar misali geçip gidiyor. yazık artık sikişin hakikati bile tükendi, kısmen ona benzeyen parça parça simülasyonlar var elimizde, onlarla idare ediyoruz (bu iyi bir yazı olurdu, şimdi zamanım yok). 

resimler gitti onları yerine koyamayız. bir iki yazı bikaç yüz sayfa vardı onlar gitti. bunların telafisi yok. markete gidip satın alınamayacak olanlara üzüldüm yoksa sikeyim makinesini. bağlama duruyor onu almamış bu iyi bişe. hırsızı aklamak istiyorum ama yapamıyorum. herifçi mal mülk kovalıyor. bu çabasila benden daha iyi katılmış mevcut düzene. kendisini tebrik ediyorum ama tenhada yakalarsam böbreklerini doğrarım bu ibnenin kızdım hakkaten şimdi bak.

 
 

fır fır dönüyor pervane
helikopter şahane

hava taşıtları dei bir şarkının nakarat kısmı aynen beyle. sabahleyin haber özetleri izliyordum kahve içerken. bakim dedim trt de ne var. jenerikte benimle oynar mısın gördüm. dedim oynarım açtım hemeni. çocuk programimiş meğer. daktilo var saçı sakalına karışmış. saat var miskin tembel. selin dei mis gibi bir cıvır uyuyor, bunlar da çala bağara onu uyandırıyorlar. selin bir uyanıyor ama katastrof gibi, derhal zıpzıp göt atmaya başlıyor. alakamı celbetti tabe, devam ettim. asansörlü bir animasyon çıktı sonra. 1 2 3 asansör üçüncü kata çıkıyor iniyor sonra beşinci kata çıkıyor tekrar iniyor; aritmetik aksiyomlarını gözden geçirdim fırsat bu fırsat. tam yıkanim bare deip kalkiyodum grup şurup girdi araya. bunlar memleketin en sıkı müzisyen grubu aziz kardeşim. didaktik bir tarzları olmasına rağmen son derece gırgır hırgür gergin haldeler. besteleri sağlam. hatta arada moonspell tiamat filan tatları aldım. müzikal altyapı görmüş geçirmiş. mutedil. bas riffleri. davul partileri. sözlere zate diyecek yok kim yaziyosa gidip elinden öpmek lazım. profesyonel bir iş ama nasıl heyecanlılar. buradan grup şurup da ne imiş diyenlere acil tavsiyem trt de benimle oynar mısın mutlaka yakalayıp izlesinler. bir iki şarkılarını derhal bağlama repertuarıma alicam zate. webden baktım tiryakileri varmış, rapidshare’ den bulduğum linki buraya ilave ediyorum:

http://rs716.rapidshare.com/files/220416109/Vol_3__2009_by_zehmar.rar

sorsalar nedir sarı
civciv derim limon derim
sarı
sorsalar ne zaman sarı
sonbahar düşer aklıma
sapsarı
sarı   

ne kadar aradisam da besteci kimdir kim çalıp oyniye tesbit edemedim. ne ise. şimdilik bunnan idare edicez sağlık olsun. bir iki de video var youtube’ da grup şurup yazanda hepisi çıkıyor. silky kata’ nın rakraka’ ya eklediği open dns ayarlarını yapanda vtunnel veya ktunnel kullanmaya gerek kalmıyor, olsun linkleri açık yazıyorum yine de. grup şurup elemanları: pırpır, karıştırmacı tırtıl, greyfurt çekirdeği, ıvırı ve zıvır. bir link daha var orada da neredeise tüm şarkılarının rapidshare linklerini yazmışlar indir gitsin buna değer kardeşim.    

kuşlar uçarlar video linki:

http://www.youtube.com/watch?v=3dtRs120oj8&feature=related



 
a2m / inan6666 05/06/2009
 

vakit geldi. gün bitti bitiyor. saat 01:45. dolmakalem yazmıyor. lamy. alüminyum gövdesi var. bundan onbeş sene önce gördüm bir lamy. derhal yürüttüm. insanın çalası geliyor. beyle kalemi olan varsa dikkat etsin. çalarım. boş bırakmayın. elinizden düşürmeyin. yazın. ama buna ne olmuş ? mürekkebi var yazmıyor. ince yollar tıkanmış. muhtar çakmağıma bastığım zippo benzini verdim. azar azar açıldı. damlatmaya başladı. bıraktım küllüğe uçsun benzini. taktım mürekkebi iki silkeledim radikal bulmaca ekine. bir damla açıldı dışı benzin çekirdeği mürekkep. bir tane daha. bir daha. aldım kalemi attırıyorum. deload. yükü boşaltıyorum. kağadı döllüyorum. dolmakalemi skiyorum dolmakalemle sikişiyorum. tesadüfe baktım tam şu anda benzin çalıyor rammstein. benzin. gib mir benzn diyor. ne varsa üstüme üstüme geliyor. yazmaktan başka ne yapabilirim ? sapa yaşıyorum. yokuş çıkıyorum. durup bakıyorum manzara şahane. bunun masrafı neyse ödüyorum veresiye yzmıyorum peşin ölüyorum ve diriyim bebeim. kalem elimde. bu halde tehlikeliyim. uzak durun. kalemi soğutuyorum beş dakka açıyorum kapağını ve yazıyor mu bakıyorum. yazıyor gibi. ama akmıyor. arada yine tutuluyor. bu karışık bir mesele. akışın dinamik denklemini çözebilmem için çok fazla bilgiye ihtiyaç var. kör gidiyorum. bilmiyorum. hesaplayamıyorum. koyayım dinamiğe. deniyorum. görüyorum. kalite budur. tecrübe budur. lamy kalem iyidir. yarak iyidir yazmıyor işte. arızalanıyor. benzin istiyor. kim istemez benzin ? ateş nasıl yanacak ? yiyeceksin. et haşlama. tereyaalı pilav. cacık. sakızllı muhallebi. çay. şahane doydum. chivas regal alles klar. güzel içki. sağlam yemek. beslen köpek. hızlı düşünüyorum. yavaş hareket ediyorum. bekliyorum. zamanım oluyor. insanın iki saati vardır biri içinde kendin için biri dışında herkesin. içindeki saat dışarıyı tutmuyor yaşlandın. saatin geçmiş durmuş ya da yanlış gösteriyor. bu snin için kötüdür. hastasın. saatleri ayarlamak bu nedenle son derece önemlidir. skeyim saatini iyi saatte olsunlarını saatli saatsiz gelenlerini sarkaçların zembereklerini yaraamın kurma kollarını ve kayışını götinden sikeyim diyeceksin ya da saatini ayarlayacaksın. saatimi 15:15’ e kurdum ve o saat gelende çalıyor o saatte uyanmam gerekiyor demek bunu hissettim yaptım. saatimi boşa kurdum çok büyük günah işledim. henüz kimsenin haberi yok bundan. medeni imkanları istismar ediyorum. suistimal göbek adım. saatleri hepisini birbirine benzetecek kadar bozacak biri çıkar o zaman ona inanırız. inanmak nasıl bir mucize beyle ? inanmadan yaşanmaz inan6666. dil sapası aynı biçimde saatin ayarını sike sike fikrin tesirini arttırmak için kullanılabilir. şiir bu tür bir makinedir. dil sapası yaratır ve yokuşun çilesini tattırır dil bize yokuştur ama şahane manzarası vardır. dilleşmek daha güzeldir. şiir sikiş arefesidir. sikiş şiir ertesidir. sikişin saati yoktur akrep durur yelkovan kaybolur. kalemi denedim çalışıyor. mürekkebe benzin kaçırdım birez açık yazıyor ama yazıyor. açık saçık yazıyorsun dediler. açıyorum saçıyorum dedim. götün varsa açacaksın. malın varsa saçacaksın. kendine yontan ibnedir. onu da sikeceksin. günahtır. kendine yontan şimdi kapitaqlist midir evet öyledir ona öyle denir. antikapitalis tolacaksın ama numara yaparsan seni de sikerim ceza deil bu sana mükafattır. kızınca sikmekle tehdit ediyoruz onu sikicem anasını da sikecem demek sinirde bir dehşetengiz şehvet var demektir ve esrarengiz ölümdeki sikiş emsali yok bir zirvedir. buna frenkte ölüm ve erotizim derler. felsefe sikişin sıkışmışıdır. onu açabilirsen felsefe tarihi gelmiş geçmiş sikişin kocaman bir fihristi gibidir. tarihten daha iyidir. çünkü tarih donmuştur. kırılır. elinde kalır. deştikçe boku çıkar. silinir. hakikatle bağını kaybetmiş tarih ölüdür olduğu yere terkedilir cesedini akbabalar kemirir. felsefe ile tarihini kurarsın. fikri fikre bağlamak yetmez. iskelet ister. bir homoncols yaratmaktan bahsediyorum. jpl jet propulsin labs teşkilatını kuran parsons güya kalamar dolması yapar gibi bir hayvanat uydurmak büyüsünü tatbik edişp sonunda bir bişe yaratmış. crowley. ay çocuu. bir cinni yaratıyorsun. aleme salıyorsun. büyü. muska. bir ifriti çağarıyorsun ya da koğuyorsun. tanrı meleklerini araç tutarken sen de fikirsikinle fikirhayvanları yazıyorsun yaşamalarını umarak. süratle ölüyorsun ve hayata ilave etmek istiyorsun. belki me ne yapıyorsan yap o hayata katılıyorsun. o zaman sikeyim saati sarhşu berduşu sikeyim vicdanı neye acı çekiyorsun ? (depresyon zeka geriliinin en mühim göstergesidir, zeka belki vrdır ama o sıra tutulmuştur tıkanmıştır lamy dolmakalemin tıkandığı gibi ve benzin ister içeceksin sıçacaksın yaşayacaksın içire sıçıra seni yaşatacak kimise ona tutulacaksın kaderini seveceksin amor fati diyeceksin boynunu vereceksin götini vereceksen hepisini vereceksin salacaksın batacaksın zifte boka karabatak olacaksın depresyon ne imiş bizim depresyona girecek mecalimiz mi var akıyoruz donamıyoruz yerimizde duramıyoruz)

piranha çalıyor. piranha. the prodigy. angel dark nasıl sikişir çok merak ettim. neresi tıkalı ? nerden yher ? sikişe gelir mi ? aklım fikrim sikişte çok ileri gittim bu defa çok gittim daha da gidiyorum. ölmüyorum. daha ne var merak ediyorum. açlıktan geberiyorum. this is my existance. for existance. varoluşçular neye sikişten başka istikamet gösteremediler işte bu sebepten. tantrik sikiş diyor. kilise sikiş ama şöyle sikiş diyor. hoca diyor sikersin ne olacak diyor cariye olur odalık olur yeter ki akit olsun. baba nakit olsa ? nakit yok yoksa vakit çok. angel dark escort hizmeti de veriyormuş diyelim günde 1000 $ 5000 $ neyse o kadr nakit lazım demek bu kadr para lazım tamam o zaman kolpa çevirelim parayı toplayalım. bunun bilinen tek yolu saat ayarıdır aziz kardeşim. biri çıkıp saatlerin hepisini birden ayarlasa başka saate ayarlasa ya da kadranı kaydırsa ne kadar sterse okadar o zaman hepimiz ona inanırız ve ne kadar isterse o kadar göt veririz o götveren de gidip angel dark!la afiyet şeker sikişir. her müessesenin kısa tarihini demin yazdım. bitti. götine koyayım tarihin. tarihe history derler. his story. adamın tarihi. kadın burada yaraa yiyen oluyor. ahanda bu da bitti. adam kategorik olduğu için karının biri de adam olabilir. veya herif ibne olabilir. demin de politik ve erotik ibneliğin kısa tarihini yazdım. bu da bitti. çok daha kısa yazabilirim. sikerim. kendimin kısa tarihi de budur. kendimi sikerim. tamamı bundan ibarettir benzin de benim çakmak da aklım fikrim götine çakmakta. ahanda seni de yazdım sonunda o da bitti.   



a2m :: ass to mouth

götinden verdim aazınaa

dili geçtim ta boazınaa