parmak çocuk / buddhala 11/20/2008
Parmaklarını seviyordum, hafif küt tırnaklarını… uçlarından lezzetli şeyler dökülüyordu. Bazen boyardın onları, sevmezdim boyaları ama ona yakışırdı. Renkler ve tatlar karışmıştı ne de olsa. Elma diye yediğimiz kırmızılar, şeker diye yediğimiz kavanoz dolusu kahverengiler vardı. Utanmadan raflarda duruyordu bunlar, bence hepsi birer sanat eseriydi. Gülmek gibi, ağlamak gibi. Ağlatan tozlar ve güldüren içeceklerin yanında, aşkınızı tazeleyeceğiniz dondurmalar… hepsini satmaktan ziyade, yeni kavramlarla tüketmeye çalışıyorduk. Yediğimiz elma, Adem’ in elmasıydı ama sadece önüne Lipton konmuştu ve indirimde olan bir poşet çaydı... tek korktuğum ise, parmaklarındı. Ya bir gün öyle tüketilirse, boyanıp tatlı diye satılırsa? Sürülebilir olursa parmakların, başkaları ekmeğe sürüp yerse onları? Toz haline getirilip içilirse parmakların, başkalarını güldürürse… o zaman tükenirim ve yıkasan da, boyasan da geçmez lekesi. 5 Comments inek necmi / buddhala 11/14/2008
masanin çukurlasmis yerlerinde pi tane tütüne / buddhala 07/12/2008
Heykeller, robotlar ve mutantlar...hiçbiri çıplak bir müziğin verdiği hazdan doyuma ulaşıp, üstüne sigara içemedi... sigara yüzünden daha erken öleceğini, yaşlanabileceğini bile bile sigara içmeye devam etmedi... | etiket
|
RSS Feed