Saat alacaksan akrepli yelkovanlı olsun. tamam casio f-91w kullanışlıdır ama kuzey nere güney nere kayboldum dersen japon ifritleri kusura bakma birader istikamet işinden anlamayız deyip susarlar. O ise köstekli saatin akrebini güneşe çevirsen pusula gibi işgörür, bunun yelkovanile yaptığı açının aksi daima kıbleyi gösterir.
Hem mıknatıslı pusula şişer. Metal eşya hassasiyetini zedeler. İğne düşer kadran yamulur adamı kerizler. Bu halde yola nasıl çıkacaksın ? Ecdad tez zamanda kahpeliği farketmiş bittabi. Çare düşünürken neye güneşin nizami hareketine müracaat edilmesin demişler. Yere bir çubuk dikersin. Bunun gölgesinin ucunu işaretlersin. Kafi miktarda beklersen gölge ilerler. Ahanda şimdi iki nokta var. Demek bunları birleştiren çizgi bize doğu batı istikametini verecek. Oldu mu sana tertemiz pusula ?
İşbu teşkilatın bahçe tipi bir replikası Topkapı sarayında, Üçüncü Ahmet kütüphanesinin hemen yanındadır. Meraklısı tetkik ederse orada üzerine verevine karman çorman onlarca çizgi çekilmiş düz bir zemin, biri burgulu olmak üzere iki metal çubuk, bir de saat kaç malumatını okumaya yarayan kadran görebilir. Rehbere soruyorlar nedir bu, güneş saati diyor beyzadem. Tafsilatı o da bilmiyor.
Bak buna Osmanlı güneş pusulası derler. O çizgiler ıraksak hiperbolik mahiyette olup incelikle hesap edilmiş, imalat ve akort esnasında evrenin Kopernik işleyişi dikkate alınmıştır. İşin garip tarafı o sıra Avrupa’ da Kopernik diye biri yoktur. Muhterem birazdan zuhredecek, keşfine reva görülen zulüm sebebiyle kaderin kumpasına kahredecektir.
Dünyanın dönüşünü, eksenin eğimini, coğrafi sapmayı hepsini cem edip dört ayrı sisteme göre saat bildiren bu marifet makinesi Fatih’ in hazinedarı Süleyman’ ın eseridir. Burada tatbik edilen fikir, sadece saati değil mevkii de belirlemeye yarar. Ayrıca bakma beyle battal mermer olduğuna. Zamanında cebe sığanını yapmış, kadırgayı kalyonu taa Aden’ e ferahnak gezdirmişler. Fiyakalı binaların duvarlarına bunlardan takmışlar maksat ahali gününü güzelce tanzim ediversin. Haliç girişini molozla doldurup aman zemin kaymasın niyetiyle gül ağacından yüzlerce kazık çaktıkları arsada yükselen yeni camii duvarlarında şimdilerde gecekondu filizleri gibi yamuk ve yıpranmış görünseler de halen vakti tastamam doğru gösteriyor bu güzel makineler. Kadranını okuyacak kalem efendisi arasan bulamazsın ama ne ? Onbeşinci asır teknikasının tıkır tıkır işlediğini görmek yetiyor insana. Derhal şüpheye geçiyor muzır tefekkür. Zamanın saçlarından kim tutabilir diyeceksin deimi ? Tutan tutuyor işte vesikası.
Biraz astronomi bileceksin. Biraz trigonometri. Eser miktarda coğrafya. Bunlar adamı iyi kötü yontar, cahil talaşını döker temizler. Sonra cehennemin dibinde olsan farketmez. Bu nevi malumat, bir de maziin güneş pusulası ile daha da kaybolmazsın efendim.